9/6/2007 - SAYFALARDA
Sayfalar da çırpınıyorum
Çığlıklarım yok artık sustum;
Oysa içinde olmalıydım hayatın.
Beni de kapsamalıydı yaşamsallık.
Utkusuzluk karamsar çöreklenmiş!
Arzularım hayallerim sınırları aştı.
Buradaki ben değilim ki!
Sadece esir olan bedenim.
Ruhum diyarlarda...
Hayaller yumağında
Tatlı yalanlarla avunmaktayım
Bazen bir sahil kasabasındayım,
Bazen bir rozanda geziniyorum.
Denizde çimememem dağlara tırmanamamam,
Diyarlar görememem,
Nefes alamamak kadar zor gelir bana.
Utkularım yarım yenik ve bitap;
Iraklaşmış...
Nafile yoksulluğa sınırlar ket bende
Hareketsizsem mıhlanmışsam sökülmemekçesine
Denizin mavisi, güneşin alası,
Benden ıraksa
Özgürlük denen luğat
Yok, olsa gerek!
Anlamı nefes alarak yaşamaksa.
Gül DOĞAN
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
2/6/2007 - İhtiyar
Bir parça kan bulunmalı. Beni tanıyanlar 'Mutlaka birini seviyordu' demeliler. Tanıyanlarsa 'Zavallı' demeli, 'Çok sefalet çekti... ' Fakat hakiki sebep Bunlardan hiçbirisi olmamalı.
Orhan Veli KANIK
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
3/5/2007 - ANADOLU
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne iskender takmışım, Ne şah, ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun? Nasıl severim bir bilsen. Köroğlu'yu, Karayılanı, Meçhul Askeri... Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini. Sonra kalem yazmaz, Bir nice sevda... Bir bilsen, Onlar beni nasıl severdi. Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı, Minareden, barikattan, Selvi dalından, Ölüme nasıl gülerdi. Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun? Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne-üstüne, Tükür yüzene celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının... Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile. Dayan rüsva etme beni. Gör, nasıl yeniden yaratılırım, Namuslu, genç ellerinle. Kızlarım, Oğullarım var gelecekte, Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. Kaç bin yıllık hasretimin koncası, Gözlerinden, Gözlerinden öperim. Bir umudum sende, Anlıyo musun?
AHMET ARİF
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
3/5/2007 - MEZOPOTAMYA
Ben Mezopotamya !... Asya'nın nazlı kızı. Bereketin, bolluğun ve sevdaların diyarı... Sevgi ve kin, Öfke ve hırs, Savaş ve barış bende anlamlandı. Bende vücut buldu ruh, Tarih benimle başladı... Özgürlük göbek adımdır, Dağlarımda ve ovalarımda, Zümrüt yeşilinde Ve güneşin sihirli renklerinde, Rüzgarın o karşı konulmaz, Muhteşem ritminde bir kısrak olur, Fırat'la yarışır, Dicle'de dinginleşirim.. Nemrut'ta kara kartalın kanatlarında Tanrılara meydan okurum... Eridu'da Gılgameş olur, Enkidu'yu ehlileştiririm, Hammurabi olur 282 ile düzen getiririm... Tanrıça İştar benimle aşık atamaz, Çünkü özgürlük ve sevdanın pınarı benim.. Çünkü ben Mezopotamya'yım Asya'nın nazlı ve biricik kızı... Güneş; Önce Ve en güzel bende doğar. Yayılır çekinmeden, Çırılçıplak dolanır gün boyu Ovalarımda, dağlarımda... Kah bir kelebeğin kanadında, Kah yeni doğan bir kuzunun yanı başında, Bazen tohuma duran bir çiçeğin tomurcuğunda Bazen de İzlo'nun doruklarında akşamı getirir... Vedalaşırken batımda, Mor gecede ayın en güzel yüzüne emanet eder beni, Ertesi günde buluşmanın sevgi ve coşkusuyla... Çünkü ben Mezopotamya'yım Güneşin ve ayın maşuku... İnsanlarım mert ve sevecen, Çünkü benim suyumu içtiler, Ekmeklerinde, sevgiyle büyüttüğüm başaklarım Ayranlarında, sütümle beslediğim, Mis kokulu otlarımın tadı var... Çünkü onlar benim çocuklarım, Ruhları bende bedenlerdi... Özgür, mağrur ve sevgi dolu.... Zamansız zamanlar, Dokunulmamış zaman aralıkları, Çağlar ötesi kültürler, Atlar ve atlılar, Diller ve dinler, Gelenek ve renklerle, Çocuklarımın içindeki evrenim ben. Tıpkı; Güneşin etrafında dönen dünya gibi, Etrafımda sevgiyle, coşkuyla dönerler. Geçmiş ve geleceği, O an yaşatırım onlara, Geçmiş ve geleceğe saplanmadan... Ateş ve su; Benim şahitliğimde evlendi, Ateş sunakları, İlk ve en önce, Benim için yakıldı. Gündüzlerin gündüz, Gecelerin gece olduğu, Uçsuz bucaksız, Bir sığınak oldum çocuklarıma... Kıl çadırlarda, Yaşama yön veren rituellerde, Hep baş köşede oldum; Mırra; Ateşin, suyun Ve çocuklarımın Hediyesi oldu bana. Çünkü; Yiğitlik, Ahde vefa, Barış ve hoşgörü, Toprağıma ve insanıma verdiğim mayamdır... Çünkü, Ben Mezopotamya'yım, Asya'nın mağrur ve anaç kızı... En iyi bağbozumları bende olur, En iyi şarabı, en tatlı şırayı ben veririm Belki de bundandır, Benim topraklarımda aşk, Sevmek ve sevilmek, Şarap tadında olur... Bundan değilmi ki; Babil Kralı Nabukodonosor, Sevdası için Mardin'den Şamran'larla Şıra akıttı yüzlerce mil aşağılara, Bundan değilmi ki, İskender Zınnar'a ; Prenses Fahriyye ve Ravza cennet bahçelere, Şad Buhari Mardin'e yerleşir.. Timur, Kustus, Antonius ve daha nicesi, Bu sevdanın peşinde topraklarıma kan bulaştırdılar... İhanet ektiler topraklarıma; Kelepçe vurdular çocuklarımın gözyaşlarına... Dağlarımda ağaç bırakmadılar, çıplak kaldım, Utanırım..ele güne karşı, Utanırım.. aya, güneşe karşı Çünkü ben Mezopotamya'yım, Asya'nın nazlı ve özgür kızı... İbrahim bende doğdu, Sin Mabedinde aya ve yıldızlara yakarırken doğruyu buldu... Zarathustra, Mani ve Yezidiliğe ben ilham oldum, İlk Hıristiyanlara ben kucak açtım Lorna ve Anastisiupolis ile, İslam'ın yolunu ben açtım Dermetinan'da Hacı Kemal, Kosar'da Hoca İhsan, Selman-i Pak ve niceleri İslam dediler; Moşe Bar Kifo, Hanna Dolabani; Hammara'da, Deyru'z Zafaran'da, Mor Mihail'de Mesih demediler mi? Ekmeğim, suyum ve güneşim hepsine yetmedi mi? Yetmedi mi? Zeytinim incirim ve narım... Utanırım anamdan, kardeşlerimden, çocuklarımdan Utanırım güneşten, aydan ve rüzgardan... Utanırım, aç yatan bebelerden, dedelerden, Utanırım, el kapısında iş dilenen civanlardan, İçtiği suya pislik bulaşmış analardan, babalardan utanırım.. Çünkü ben Mezopotamya'yım Asya'nın nazlı ve mağrur kızı...
necat iltaş
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
20/4/2007 -
Yapma be çocuk
Böyle hüzünlü bakma ne olursun
Ezenim oluyor gözlerin,yeniliyorum kendime
Susma konuş sor, sorgula hatta istersen yargıla
Kanayanını acıtanını konuş, susma ne olursun.
Gözlerin eritenim oluyo çaresizleşiyorum .
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Hakkımda
doğangül
Kategoriler
Arkadaşlarım
• aleviyizbiz