www.sezercomak.net.tc sezer comak sezer_comak@hotmail.de Image hosting

HAYATTA HER ŞEYE RAĞMEN GÜLÜMSE - Blogcu

HAYATTA HER ŞEYE RAĞMEN GÜLÜMSE

Image hosting

9/6/2007 - SAYFALARDA

Sayfalar da çırpınıyorum

Çığlıklarım yok artık sustum;

Oysa içinde olmalıydım hayatın.

Beni de kapsamalıydı yaşamsallık.

Utkusuzluk karamsar çöreklenmiş!

Arzularım hayallerim sınırları aştı.

Buradaki ben değilim ki!

Sadece esir olan bedenim.

Ruhum diyarlarda...

Hayaller yumağında

Tatlı yalanlarla avunmaktayım

Bazen bir sahil kasabasındayım,

Bazen bir rozanda geziniyorum.

Denizde çimememem dağlara tırmanamamam,

Diyarlar görememem,

Nefes alamamak kadar zor gelir bana.

Utkularım yarım yenik ve bitap;

Iraklaşmış...

Nafile yoksulluğa sınırlar ket bende

Hareketsizsem mıhlanmışsam sökülmemekçesine

Denizin mavisi, güneşin alası,

Benden ıraksa

Özgürlük denen luğat

Yok, olsa gerek!

Anlamı nefes alarak yaşamaksa.

 

Gül DOĞAN

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/6/2007 - İhtiyar

   
    Bir parça kan bulunmalı.
  Beni tanıyanlar  'Mutlaka birini seviyordu' demeliler.
  Tanıyanlarsa 'Zavallı' demeli,  'Çok sefalet çekti...
'  Fakat hakiki sebep  Bunlardan hiçbirisi olmamalı.    

Orhan Veli KANIK
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/5/2007 - ANADOLU


Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun?


Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun?



Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne iskender takmışım,
Ne şah, ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun?



Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı,
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun?


Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne-üstüne,
Tükür yüzene celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni.


Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim.
Bir umudum sende,
Anlıyo musun? 
 
AHMET ARİF
 
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/5/2007 - MEZOPOTAMYA

Ben Mezopotamya !...

Asya'nın nazlı kızı.

Bereketin, bolluğun ve sevdaların diyarı...

Sevgi ve kin,

Öfke ve hırs,

Savaş ve barış bende anlamlandı.

Bende vücut buldu ruh,

Tarih benimle başladı...



Özgürlük göbek adımdır,

Dağlarımda ve ovalarımda,

Zümrüt yeşilinde

Ve güneşin sihirli renklerinde,

Rüzgarın o karşı konulmaz,

Muhteşem ritminde bir kısrak olur,

Fırat'la yarışır,

Dicle'de dinginleşirim..

Nemrut'ta kara kartalın kanatlarında

Tanrılara meydan okurum...

Eridu'da Gılgameş olur, Enkidu'yu ehlileştiririm,

Hammurabi olur 282 ile düzen getiririm...

Tanrıça İştar benimle aşık atamaz,

Çünkü özgürlük ve sevdanın pınarı benim..

Çünkü ben Mezopotamya'yım

Asya'nın nazlı ve biricik kızı...



Güneş;

Önce

Ve en güzel bende doğar.

Yayılır çekinmeden,

Çırılçıplak dolanır gün boyu

Ovalarımda, dağlarımda...

Kah bir kelebeğin kanadında,

Kah yeni doğan bir kuzunun yanı başında,

Bazen tohuma duran bir çiçeğin tomurcuğunda

Bazen de İzlo'nun doruklarında akşamı getirir...

Vedalaşırken batımda,

Mor gecede ayın en güzel yüzüne emanet eder beni,

Ertesi günde buluşmanın sevgi ve coşkusuyla...

Çünkü ben Mezopotamya'yım

Güneşin ve ayın maşuku...



İnsanlarım mert ve sevecen,

Çünkü benim suyumu içtiler,

Ekmeklerinde, sevgiyle büyüttüğüm başaklarım

Ayranlarında, sütümle beslediğim,

Mis kokulu otlarımın tadı var...

Çünkü onlar benim çocuklarım,

Ruhları bende bedenlerdi...

Özgür, mağrur ve sevgi dolu....



Zamansız zamanlar,

Dokunulmamış zaman aralıkları,

Çağlar ötesi kültürler,

Atlar ve atlılar,

Diller ve dinler,

Gelenek ve renklerle,

Çocuklarımın içindeki evrenim ben.

Tıpkı;

Güneşin etrafında dönen dünya gibi,

Etrafımda sevgiyle, coşkuyla dönerler.

Geçmiş ve geleceği,

O an yaşatırım onlara,

Geçmiş ve geleceğe saplanmadan...



Ateş ve su;

Benim şahitliğimde evlendi,

Ateş sunakları,

İlk ve en önce,

Benim için yakıldı.

Gündüzlerin gündüz,

Gecelerin gece olduğu,

Uçsuz bucaksız,

Bir sığınak oldum çocuklarıma...



Kıl çadırlarda,

Yaşama yön veren rituellerde,

Hep baş köşede oldum;

Mırra;

Ateşin, suyun

Ve çocuklarımın

Hediyesi oldu bana.

Çünkü;

Yiğitlik,

Ahde vefa,

Barış ve hoşgörü,

Toprağıma ve insanıma verdiğim mayamdır...

Çünkü, Ben Mezopotamya'yım,

Asya'nın mağrur ve anaç kızı...



En iyi bağbozumları bende olur,

En iyi şarabı, en tatlı şırayı ben veririm

Belki de bundandır,

Benim topraklarımda aşk,

Sevmek ve sevilmek,

Şarap tadında olur...

Bundan değilmi ki;

Babil Kralı Nabukodonosor,

Sevdası için Mardin'den Şamran'larla

Şıra akıttı yüzlerce mil aşağılara,

Bundan değilmi ki,

İskender Zınnar'a ;

Prenses Fahriyye ve Ravza cennet bahçelere,

Şad Buhari Mardin'e yerleşir..

Timur, Kustus, Antonius ve daha nicesi,

Bu sevdanın peşinde topraklarıma kan bulaştırdılar...

İhanet ektiler topraklarıma;

Kelepçe vurdular çocuklarımın gözyaşlarına...

Dağlarımda ağaç bırakmadılar, çıplak kaldım,

Utanırım..ele güne karşı,

Utanırım.. aya, güneşe karşı

Çünkü ben Mezopotamya'yım,

Asya'nın nazlı ve özgür kızı...



İbrahim bende doğdu,

Sin Mabedinde aya ve yıldızlara yakarırken doğruyu buldu...

Zarathustra, Mani ve Yezidiliğe ben ilham oldum,

İlk Hıristiyanlara ben kucak açtım

Lorna ve Anastisiupolis ile, İslam'ın yolunu ben açtım

Dermetinan'da Hacı Kemal,

Kosar'da Hoca İhsan, Selman-i Pak ve niceleri İslam dediler;

Moşe Bar Kifo, Hanna Dolabani;

Hammara'da, Deyru'z Zafaran'da, Mor Mihail'de Mesih demediler mi?

Ekmeğim, suyum ve güneşim hepsine yetmedi mi?

Yetmedi mi? Zeytinim incirim ve narım...



Utanırım anamdan, kardeşlerimden, çocuklarımdan

Utanırım güneşten, aydan ve rüzgardan...

Utanırım, aç yatan bebelerden, dedelerden,

Utanırım, el kapısında iş dilenen civanlardan,

İçtiği suya pislik bulaşmış analardan, babalardan utanırım..

Çünkü ben Mezopotamya'yım

Asya'nın nazlı ve mağrur kızı...

necat iltaş

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/4/2007 -

                                        

   Yapma be çocuk

Böyle hüzünlü bakma ne olursun

Ezenim oluyor gözlerin,yeniliyorum kendime

Susma konuş sor, sorgula hatta istersen yargıla

Kanayanını acıtanını konuş, susma ne olursun.

Gözlerin eritenim oluyo çaresizleşiyorum.

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

doğangül

Son Yazılarım

SAYFALARDA
İhtiyar
ANADOLU
MEZOPOTAMYA
Başlıksız

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Myspace

Arkadaşlarım

aleviyizbiz
Blog images